• tr
  • en
  • fr
  • ar
whatsapp

AB Yeşil Mutabakatı Doğal Taş Sektörünü Nasıl Etkiliyor?

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı (European Green Deal), 2050’ye kadar karbon nötr bir ekonomi hedefine ulaşmayı amaçlayan kapsamlı bir stratejidir ve sanayi, ticaret ile inşaat malzemeleri gibi sektörleri doğrudan etkiliyor. Bu çerçevede mermer, traverten ve diğer doğal taş üreticileri için önemli dönüşüm ve uyum süreçleri gündeme geliyor. 
Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi
Yeşil Mutabakat, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim modellerini teşvik ediyor. İnşaat sektörü, toplam kaynak kullanımının büyük kısmını oluşturduğu için sürdürülebilirlik kriterleri kapsamına alınıyor. Bu, doğal taş üreticilerinin ürün yaşam döngüsü ve çevresel performans verilerini raporlamasını daha önemli hale getiriyor. AB, malzemelerin çevresel etkilerini tüm yaşam döngüsü boyunca değerlendiren düzenlemeleri güncelliyor. 
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM)
AB, 2026’dan itibaren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (Carbon Border Adjustment Mechanism – CBAM) uygulamaya koyarak, AB’ye giren ürünlerin üretim süreçlerinde ortaya çıkan karbon emisyonlarına dayalı vergi benzeri yükümlülükler getirecek. Bu, doğal taş gibi hammaddeler için de zamanla çevresel etiket, karbon raporu ve emisyon hesabı gereksinimlerini artırabilir ve üreticilerin bu alanda hazırlıklı olmasını zorunlu kılıyor. 
Çevresel Ürün Beyanı (EPD) ve Raportlama Zorunlulukları
Yeşil Mutabakat kapsamındaki sürdürülebilirlik politikaları, özellikle Çevresel Ürün Beyanı (Environmental Product Declaration – EPD) gibi sertifikaların önemini artırıyor. Büyük inşaat projelerinde ve ihale taleplerinde EPD gibi sürdürülebilirlik göstergeleri artık daha fazla seçim kriteri haline geliyor. Bu, doğal taş sektöründe de üreticilerin ürün çevresel verilerini ölçmesi ve raporlaması gerekliliğini artırıyor. 
Pazar Rekabeti ve Üretici Hazırlığı
Yeşil Mutabakat ile gelen yeni düzenlemeler, özellikle AB ile ticaret yapan üreticiler için rekabet koşullarını yeniden tanımlıyor. İhracat yapan firmalar, karbon ayak izi düşük ürünler geliştirmek ve sürdürülebilir üretim süreçlerini benimsemek durumunda. Aksi halde, ilerleyen yıllarda hem maliyet hem de rekabet açısından dezavantajla karşılaşabilirler. 
AB Yeşil Mutabakatı, doğal taş sektörü için artık sadece çevre hedeflerinden ibaret değil; ticaret, rekabet, raporlama ve ürün sertifikasyonu bağlamında da doğrudan bir dönüşüm süreci başlatıyor. Avrupa pazarına ihracat yapan üreticiler için sürdürülebilirlik odaklı üretim, belgeleme ve karbon hesabı gibi adımlar giderek stratejik bir zorunluluk haline geliyor. Uyum sağlayan firmalar hem yeni pazarlarda avantaj kazanabiliyor hem de uzun vadeli ticari risklerini azaltabiliyor.